İnsanın 1 senedir kişisel bloguna yazı yazmamasının tek bir açıklaması olabilir: Tembellik. Hele ki hayatındaki en önemli olay gerçekleşmişse… Neyse, hemen “yıllık” yazıma geçeyim. Uzun hikaye olduğu için trilogy haline getirdim.
Geçen sene itibariyle hanımla hayat deneyimi konusunda bir üst level’a geçelim ve çocuk yapalım dedik. Neden olmasındı, 10 senelik aşkın 10+1. senesinde ikimize bir +1 çok anlamlı olurdu. Böyle saçma bir amacımız yoktu tabii. Aşkımız ete kemiğe bürünsün istiyorduk, kucaklayalım, sevelim, canlı canlı büyütelim aşkımızı istiyorduk. İsmi bile 5 sene öncesinden, kız da olsa erkek de olsa belliydi. Bu aşamadan sonra yavrumuza belli bir yaşa gelinceye kadar kekleyeceğimiz leylek kargo servisi ile macera başladı. Gelişmeleri anlatırken, bu işi gelecekte düşünen çiftler için naçizane tavsiyelerde bulunmak istiyorum. Tartışmaya açık konular elbette ama bizim tecrübe ettiğimiz şekli ile yaşayanlar olacaktır. okumaya devam »
Eskiden beri sorulur “Wrzl ne demek?” diye. Bir anlamı yok elbette, zamanında “unique” olsun derdiyle klavyeye rastgele yazılarak elde edilmiş düdük bir nick. Nerden bilebilirdim ki üzerime yapışacağını? Zaman içinde çok sorulunca 4 sene önce çeşitli bloglarda deklare ettiğim iteleme anlam yükleme yazısı alttadır. Şair bu yazısında içindeki değişik karaktere isimler verdiğinden bahsediyor ve olaylar gelişiyor. Parantez içleri, şairin içleri. Biricik dinemiz‘imin çektiği fotoğraf da iç-insancıklarıma görsel bir anlam yüklüyor. okumaya devam »
Çok fazla bahsediyorum FriendFeed‘den bu blogda. Nedeni; kendi sitelerim dışında bir buçuk yıl gibi uzun bir süredir takıldığım ortam olmasıdır. Tabii bu kadar uzun süre takılınca ortamı değerlendirmek, tahlil etmek, karakter çözümlemeleri yapmak da kaçınılmaz oluyor. Bir süre önce M.Serdar Kuzuloğlu‘na söz verdiğim bu ortam tipleri irdelemesini FF’ten de yardım alarak yaptım. Tabii ki amaç birilerine laf geçirmekten çok özeleştirisel bir yaklaşımdır. Aşağıdaki sıralanan karakter özelliklerinin çoğunu kendime yaftalayabilirim. Eminim siz de gizli ve ya açık olarak bu şekilde tavırlar koyuyorsunuzdur. Kesinlikle burada benim tipim yok diyorsanız yorumlara sizi de bekliyoruz. okumaya devam »
Daha 2 sene bile olmadı. Önce Twitter sonra Friendfeed siteleri çıktı. Artık insan ırkının (bir süre için) yeni ilüzyon ortamları bunlar olacaktı. Bir öncesinde Facebook‘ta ilkokul arkadaşımızın peşindeydik. Şimdi “sosyal medya” adı altında öncelikle başkalarının hayatını dikizliyor sonra da gaza gelip kendimizinkinden bir dilim sunuyoruz. Bir de beğenilirse artık delirip dilim değil pastayı sunuyoruz. (Ulen) 3 vakit önce gizlilik, mahremiyet, özel hayata saygı nutukları çeker ve dinler, anonim gezinme programları kurar, “kuki”leri temizlemeden evden çıkmazdık! Sonra baktık terörist veya karanlık işler çeviren adamlar değiliz, illegalliğimiz üç beş mp3 ve film indirmekten ibaret ne gizlisi saklısı, koyver gitsin!
Şu durumda net kullanıcısı ikiye ayrılmakta. Ya içindesin sosyal çemberin ya da dışında yeralacaksın. Kendin içindeyken kafan dışındaysa ne âlâ! Yani ya Twitter ve Friendfeed hesabınız var ve uzun zamandır takiptesiniz. Ya da orada burada duydunuz, az-çok merak ediyosunuz. Peki ne istiyor(sun) uz? okumaya devam »
İşletim sistemi konusunda her zaman deneysel çalışmaları sevmişimdir. Hiçbirinin delisi, manyağı veya nefret edeni olmaya gerek görmemişimdir (Gerek var mı?). Çoğunlukla günlük hayatta Windows türevleri kullansam da Linux ve Mac OS kullanmak her zaman zevklidir. Özellikle yeni çıkan şeyleri denemek keyifli elbette. Windows 7 henüz piyasaya sürülmedi ama deneme sürümleri her yerde. Deneme maksatlı olarak eşimin bilgisayarına kurdum. Malum, kendi bilgisayarıma kuracak değilim (hıh!). Sonra baktım şeker gibi, performans da iyi kendi bilgisayarıma da kurdum. Birkaç günlük kullanım sonucunda fikirlerim şöyle:
okumaya devam »
Her şey Murat Kahraman‘ın şurda yer alan “Miss Turkey 2009 için blog yazacak kişiler aranıyor” duyurusu ile başladı. Hanımla konuşup şansımızı deneyelim dedik ve bir kaç gün sonra bize ulaşıp davet ettiler. Daha sonradan öğrendik ki hem blogdan hem de fotoğraftan anlayan evli çift olmamız nedeniyle seçilmişiz.
13 Nisan P.tesi gününden başlayarak, İstanbul’da NTV için Miss Turkey güzellerini fotoğrafladık ve blogladık. İşte bu İstanbul macerası sırasında yaşadıklarımız ve öğrendiklerimiz:
okumaya devam »
FriendFeed‘de bir kaç ay önce Türkçe öğrenmeye çalışan Directeur lâkaplı bir arkadaşla karşılaşmıştım. Zaman içinde FriendFeed tayfasının yardımıyla epey ilerletti Türkçe’yi. Ben de kimdir, nedir, nereden geliyor bu heves diye merak edip kendisine sormaya karar verdim. Sağolsun sorularımı cevapladı. Altta hem Türkçe hem İngilizce bu röportajı okuyabilirsiniz. Bu arada kendisi utangaç adam, fotoğrafı yerine en sevdiği jazz müzisyeni John Coltrane’i koymamı istedi.
Directeur, bize kendini özet olarak tanıtır mısın? Kimdir, ne yapar?
Daha önce kendim hakkında konuşmam istenmemişti, bu yüzden ne diyeceğimi merak ediyorum aslında
32 yaşında bilgisayar uzmanı, sıradan bir insanım. Yaşamak için web ve bilgisayar uygulamaları geliştiririm. İşimi gerçekten seviyorum. İnsanlar NoiseRiver, Feedego, SocialWhois gibi işlerim sayesinde beni tanırlar. Ayrıca sosyal medyadaki fikirlerim, APML konusundaki çalışmalarımla. Teknoloji dışında da fanatik bir Jazz müziği aşığıyımdır. okumaya devam »
Uzun zamandır şöyle bir alışkanlık edindim. Limkçilerden olsun, Twitter veya Friendfeed‘de gördüğüm mesajlarda olsun, hosting konusunda sıkıntı çeken site/blog sahiplerine sitelerini bizim serverda yayınlayabileceğimi teklif ediyorum. Saman altından su yürütüyor gibi görünmemek için neden bunu yapıyorum 70 milyona açıklamak istedim. Yıllar önce bu web işlerine girdiğimde blogger ve benzeri bedava hosting servisleriyle başladım. Sonrasında domain almak gerekti, ardından hosting almak zorunlu oldu. Her bu işi zevk için yapan insan gibi ben de bu hobiyi ekonomimi sarsmayacak bir şekilde yürütmeye çalıştım. İşte o zamanlar bana “Gel senin siteni bizim sunucuya alalım.” diyen insanlar bu hobime devam etmemi sağlamıştır. E tabii bu bende yer etmiş ki şimdi bu durumda kimi görsem elimden geldiğince yer sağlıyorum. Ve hep de belirtiyorum “Hiç bir karşılık beklemiyorum” diye. Ama sonuçta insanların bu konuda güvenini de sağlamak gerek. Sitesini çalmayacağıma, link veya reklam yerleştirmeyeceğime ve yahut gazozuna ilaç katıp başka kötü emellerime alet etmeyeceğime güvenmesi gerekiyor. Bu konuda tek verebileceğim referans ürettiklerim ve beni tanıyanlardır elbette.
okumaya devam »
28 Şubat 2008′de üye olmuşum FriendFeed‘e. Yaklaşık bir yıl olmuş. Yani 13 senelik internet geçmişimde kendi sitelerim dışında en fazla ilgilendiğim, takibettiğim ortam olmuş. Nedir beni ve bir çok FriendFeed (FF) severi oraya bağlayan? Bu hız çağında hepimizin derdi olan nedenler aslında: “Her olup bitenden, en hızlı şekilde haberdar olma”, “Arkadaşlarının bahsettiği bir olayı kaçırmış olma hissini istememe”, “Sevdiği insanların neler yaptığını, ürettiği şeyleri yakalama”. Takip etme nedenleri bunlar. Ama takip edilen için ayrı durumlar söz konusu. Birincisi herkes takip edilmek istemez, ne yaptığı bilinsin istemez. Çoğu amatör net kullanıcısının yaptığı her şeyin izlendiğinden haberi bile yoktur ama o gizli nicklerin altında çok özgür ve anonim hisseder. Bu ayrı konu
. Yine kendime göre cevaplamak gerekirse, benim için net üzerinde takip edilmek zevkli ve hatta gurur verici. Şu hikayede de anlattığım üzere gördüğü şeyleri paylaşmaktan zevk alan birisiyim. FF’den ben neler kazanıyorum, neden bu biteviye takip derdi? okumaya devam »
Hikâyemiz aslında 90′ların ortalarında başlıyor aslında. Tam Türk medyasının saçmalamaya başladığı dönemde interneti keşfedip, gördüğüm şeyler karşısında “Vay anasını!” demekten yorulduğum zamanlarda. O zamanlarda gördüklerimiz karşısında şaşırma, heyecanlanma, “Bunu bir yere kaydetmeliyim!” deme lüksümüz vardı. Artık o hislerimizi aldırdık gibi. Neyse, konumuza dönelim. Uzun zaman boyunca net üzerinde okuduğum ilginç yazıları ve resimleri bilgisayarıma kaydettim. Ki çevremdeki (reel) insanlara gösteriyim, onlar da nasiplensin diye. O zamanlar internet tek kanaldı, read-only idi, üzerine bir şey kaydedemiyorduk. okumaya devam »