Çok fazla bahsediyorum FriendFeed‘den bu blogda. Nedeni; kendi sitelerim dışında bir buçuk yıl gibi uzun bir süredir takıldığım ortam olmasıdır. Tabii bu kadar uzun süre takılınca ortamı değerlendirmek, tahlil etmek, karakter çözümlemeleri yapmak da kaçınılmaz oluyor. Bir süre önce M.Serdar Kuzuloğlu‘na söz verdiğim bu ortam tipleri irdelemesini FF’ten de yardım alarak yaptım. Tabii ki amaç birilerine laf geçirmekten çok özeleştirisel bir yaklaşımdır. Aşağıdaki sıralanan karakter özelliklerinin çoğunu kendime yaftalayabilirim. Eminim siz de gizli ve ya açık olarak bu şekilde tavırlar koyuyorsunuzdur. Kesinlikle burada benim tipim yok diyorsanız yorumlara sizi de bekliyoruz. okumaya devam »
Daha 2 sene bile olmadı. Önce Twitter sonra Friendfeed siteleri çıktı. Artık insan ırkının (bir süre için) yeni ilüzyon ortamları bunlar olacaktı. Bir öncesinde Facebook‘ta ilkokul arkadaşımızın peşindeydik. Şimdi “sosyal medya” adı altında öncelikle başkalarının hayatını dikizliyor sonra da gaza gelip kendimizinkinden bir dilim sunuyoruz. Bir de beğenilirse artık delirip dilim değil pastayı sunuyoruz. (Ulen) 3 vakit önce gizlilik, mahremiyet, özel hayata saygı nutukları çeker ve dinler, anonim gezinme programları kurar, “kuki”leri temizlemeden evden çıkmazdık! Sonra baktık terörist veya karanlık işler çeviren adamlar değiliz, illegalliğimiz üç beş mp3 ve film indirmekten ibaret ne gizlisi saklısı, koyver gitsin!
Şu durumda net kullanıcısı ikiye ayrılmakta. Ya içindesin sosyal çemberin ya da dışında yeralacaksın. Kendin içindeyken kafan dışındaysa ne âlâ! Yani ya Twitter ve Friendfeed hesabınız var ve uzun zamandır takiptesiniz. Ya da orada burada duydunuz, az-çok merak ediyosunuz. Peki ne istiyor(sun) uz? okumaya devam »
FriendFeed‘de bir kaç ay önce Türkçe öğrenmeye çalışan Directeur lâkaplı bir arkadaşla karşılaşmıştım. Zaman içinde FriendFeed tayfasının yardımıyla epey ilerletti Türkçe’yi. Ben de kimdir, nedir, nereden geliyor bu heves diye merak edip kendisine sormaya karar verdim. Sağolsun sorularımı cevapladı. Altta hem Türkçe hem İngilizce bu röportajı okuyabilirsiniz. Bu arada kendisi utangaç adam, fotoğrafı yerine en sevdiği jazz müzisyeni John Coltrane’i koymamı istedi.
Directeur, bize kendini özet olarak tanıtır mısın? Kimdir, ne yapar?
Daha önce kendim hakkında konuşmam istenmemişti, bu yüzden ne diyeceğimi merak ediyorum aslında
32 yaşında bilgisayar uzmanı, sıradan bir insanım. Yaşamak için web ve bilgisayar uygulamaları geliştiririm. İşimi gerçekten seviyorum. İnsanlar NoiseRiver, Feedego, SocialWhois gibi işlerim sayesinde beni tanırlar. Ayrıca sosyal medyadaki fikirlerim, APML konusundaki çalışmalarımla. Teknoloji dışında da fanatik bir Jazz müziği aşığıyımdır. okumaya devam »
28 Şubat 2008′de üye olmuşum FriendFeed‘e. Yaklaşık bir yıl olmuş. Yani 13 senelik internet geçmişimde kendi sitelerim dışında en fazla ilgilendiğim, takibettiğim ortam olmuş. Nedir beni ve bir çok FriendFeed (FF) severi oraya bağlayan? Bu hız çağında hepimizin derdi olan nedenler aslında: “Her olup bitenden, en hızlı şekilde haberdar olma”, “Arkadaşlarının bahsettiği bir olayı kaçırmış olma hissini istememe”, “Sevdiği insanların neler yaptığını, ürettiği şeyleri yakalama”. Takip etme nedenleri bunlar. Ama takip edilen için ayrı durumlar söz konusu. Birincisi herkes takip edilmek istemez, ne yaptığı bilinsin istemez. Çoğu amatör net kullanıcısının yaptığı her şeyin izlendiğinden haberi bile yoktur ama o gizli nicklerin altında çok özgür ve anonim hisseder. Bu ayrı konu
. Yine kendime göre cevaplamak gerekirse, benim için net üzerinde takip edilmek zevkli ve hatta gurur verici. Şu hikayede de anlattığım üzere gördüğü şeyleri paylaşmaktan zevk alan birisiyim. FF’den ben neler kazanıyorum, neden bu biteviye takip derdi? okumaya devam »